About IC4WF 2014

With its striking economic development and democratic reform performance in the last decade, Turkey, a country of 75 million, has become a success story and source of inspiration for many nations around the world. Turkish economy weathered the global economic crisis with the least damage, and is bound for further growth in the years to come. Spearheading the Alliance of Civilizations Initiative together with Spain, Turkey is also continuing accession negotiations with the European Union (EU), and is extremely well-positioned to bridge the gap and to dispel prejudices and misperceptions between peoples from different cultural and religious backgrounds. Turkey’s extraordinary track record in implementing comprehensive democratic reforms and raising the standard of human rights at home since 2002 makes it the leading embodiment of Islam coexisting with democracy and universal values.

Still taking its toll on European economies, the economic crisis has unfortunately exacerbated racist, xenophobic and Islamophobic sentiments across Europe, which negatively affects the debate on multiculturalism, pluralism and coexistence of differences among the European public opinion. “Failure of multiculturalism” is now a buzzword for some circles in Europe. This state of affairs no doubt further impairs the already distorted image of Turkey and its culture in the eyes of European people, creating an unconducive environment for Turkey’s EU accession bid. Fostering channels of dialogue, people-to-people contact and two-way communication between Turkish and European publics will surely help defusing mutual fallacious stereotypes, thus laying the groundwork for a convenient milieu of knowledge- and interaction-based perception.  To this end, values underlying the EU, we believe, must be highlighted and touted by Turkish NGOs at diverse platforms and through various organizations, and improving European perception of Turkish women and family must be paid particular attention from a public diplomacy point of view.

In connection with this, problems faced –without considering any distinction- by women in different areas (for their gender, dressing manners, living styles, religious beliefs, ethnic origins, and etc.) require discussion with a broad-based and comprehensive academic approach spotlighting how negative perception of women from different walks of life have an impact on social and personal attitudes and behaviors towards them. In other words, further scholarly curiosity must be devoted to how negative images induce biased treatment of women in various contexts.

The ongoing economic crisis is also making its adverse impact increasingly felt on social fabric with skyrocketing unemployment rates and struggling families. Therefore, measures and practices directed towards ensuring harmony between work and family life to enable them to strengthen one another must be given priority.  As a country conceiving and putting into practice highly effective social policies and projects aimed at keeping family bonds intact and protecting the needy people at both local and national levels, Turkey, with its society founded upon entrenched family values, has a lot to share in this field, we believe. At a time of prolonged economic downturn, greater importance must be placed on the interplay between women- and family-related issues and economic hardships.

Conscious of all this, we, as the members of International Women and Family Association (IWFA), set out to convene an international congress on women- and family-related issues along the lines summarized above. It is our great honor to cordially invite scholars, researchers, scientists, writers, NGO leaders, practitioners and Phd studenst to be present at the 1sth International Women and Family Congress’ academic sessions and workshops which is set to be held in Istanbul.

 

75 milyonluk bir nüfusa sahip olan Türkiye, son on yıldaki çarpıcı ekonomik gelişme ve demokratik reform performansı ile küresel kamuoyunun dikkatini çekmiştir. Küresel ekonomik krizi az hasarla atlatan Türk ekonomisi, büyüme ivmesini korumuştur. İspanya ile birlikte Medeniyetler İttifakı Girişimine öncülük eden Türkiye, Avrupa Birliği ile katılım müzakerelerine devam etmektedir ve farklı kültürel ya da dinsel toplumlar arasında iletişim kurmak ve karşılıklı önyargıları ve yanlış algılamaları gidermek açısından oldukça elverişli bir konumda bulunmaktadır. Ayrıca, 2002 yılından beri kapsamlı demokratik reformları hayata geçirme ve insan hakları standartlarını yükseltme konusunda gösterdiği performans, Türkiye’yi İslam’ın demokrasi ve evrensel değerler ile uyumlu şekilde yaşanabileceği konusunda somut bir örnek yapmaktadır. 

 Avrupa ekonomileri üzerindeki olumsuz etkisini hâlâ hissettiren küresel ekonomik kriz maalesef Avrupa çapında ırkçılık, yabancı düşmanlığı ve İslamofobi gibi eğilimlerin güç kazanmalarına neden olmuştur. Bu durum, çokkültürlülük, çoğulculuk ve farklılıkların birarada varolması üzerine Avrupa kamoyunda yapılan tartışmaları da olumsuz bir şekilde etkilemektedir. “Çokkültürlülüğün başarısızlığı” Avrupa’da bazı kesimler arasında sıkça yinelenen ve yaygınlık kazanan bir ifade haline gelmiştir. Bu gelişmeler kuşkusuz, Avrupalı insanın zaten çarpık olan Türkiye ve Türk kültürü algısını daha da sorunlu duruma getirerek, Türkiye’nin Avrupa Birliği hedefi için yapıcı olmayan bir ortam oluşturmaktadır. Diyalog kanallarının, insanlar arasındaki bağlantıların  ve iki yönlü iletişimin geliştirilmesi, karşılıklı temelsiz ve basmakalıp yargıların etkisizleştirilmesine yardım edecek ve böylece bilgi ile etkileşime dayalı algılama için uygun bir ortama zemin hazırlayacaktır. Bu amaçla, Avrupa Birliği’nin temelinde yer alan değerlerin, farklı platformlarda ve değişik etkinlikler aracılığıyla Türk sivil toplum örgütleri tarafından vurgulanması ve kamuoyu gündemine getirilmesi gerektiğine ve Türk kadını ile ailesine ilişkin Avrupa’daki algının kamu diplomasisi perspektifi ile güçlendirilmesine özel önem verilmesi gerektiğine inanıyoruz.

 Bununla bağlantılı olarak, herhangi bir ayrım gözetmeksizin kadınların, cinsiyetleri, giyim ve yaşam tarzları, dinsel inançları, etnik kökenleri vb. nedenlerle karşılaştıkları problemler, hayatın farklı alanlarından kadınlara ilişkin negatif algılamaların, onlara yönelik toplumsal ve bireysel tutum ve davranışları nasıl etkilediğine odaklanan geniş tabanlı ve kapsamlı bir akademik tartışmayı gerektiriyor. Başka bir deyişle, olumsuz imajların, değişik bağlamlarda kadınlara yönelik önyargılı muameleleri, nasıl-neden olduğuna daha fazla bilimsel ilgi gösterilmesi gerekiyor.

 Ayrıca, sürmekte olan ekonomik kriz, büyük artış gösteren işsizlik oranları ve geçim mücadelesi veren aileler ile birlikte toplumsal doku üzerindeki olumsuz etkisini giderek daha çok hissettiriyor. Bu yüzden, birbirlerini güçlendirmeleri için iş ve aile hayatı arasında uyum sağlamaya dönük önlem ve uygulamalara öncelik verilmesi gerekiyor. Ulusal ve yerel düzeyde aile bağlarını ve ihtiyaç sahiplerini korumaya dönük oldukça etkili sosyal politika ve projeler tasarlayıp uygulamaya koyan bir ülke ve köklü aile değerleri üzerine kurulu bir toplum olarak Türkiye’nin bu alanda paylaşacak çok şeyi olduğunu inanıyoruz. Uzayan bir ekonomik kriz zamanında, kadın ve aile ile ilgili sorunlar ile ekonomik zorluklar arasındaki ilişkiye daha fazla önem verilmesi gerekiyor.  

Bütün bu gerçeklerle ilişkili olarak Uluslar arası Kadın ve Aile Derneği (UKADER) yukarıda altı çizilen konular çerçevesinde Kadın ve Aile Kongresi düzenlemeye karar vermiştir. Bu bilim adamlarını, araştırmacıları, akademisyenleri, yazarları, Sivil Toplum Liderlerini, uygulamacıları, uzmanları ve Doktora öğrencilerini akademik oturumlara ve çalıştaylara davet etmekten gurur duyarız.

 

International Women and Family Association / IWFA

client-4-ukader-logo